HOŞ GELDİNİZ (welcome)



Arı gibi bir muhteşem canlıyla ilgileniyorum ne öğreniyorsam burada paşlaşmak istedim.Saygılar Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun


Çarşamba, Ocak 26, 2011

Baldaki İnce Oranlar





Hayalimizi idame ettirebilmek için beslenmek zorunda olduğumuzu bilmem söylemeye ihtiyaç var mı? Her gıda maddesi şüphesiz kutsaldır ve inananlarca nimet olarak telakki edilir. Ancak bazı gıdalar ihtiva ettikleri besin öğeleri bakımından diğerlerine göre ayrıcalık gösterirler. İlmî olarak da bazı gıdalara besin değeri yüksek olan veya besin değeri düşük olan gıdalar demiyor muyuz? Mesela eşit miktarda protein ihtiva eden iki ayrı gıda maddesinin proteinlerinin amino asit kompozisyonlarina göre veya vücut proteinine dönüşebilme oranlarına göre protein değeri yüksek veya protein değeri düşük gıda denildiği gibi. Bunca çeşit gıdanın arasında hususi olarak Yüce Beyanda zikredilen gıdaların diğerlerine göre üstün özelliklere sahip olduğunu düşünmemek mümkün mü? İşte bunlardan birisi de tadına doyulmayan 'Bal'dır.

'Onda insanlar için şifa vardır' beyanına mazhar olan bu değerli gıda maddesinin önce hangi besin elementlerinden meydana geldiğini görelim. Yapılan çok sayıdaki analiz sonuçlarına göre ballarda %17-20 nem, % 70 civarında invert şeker (fruktoz + glikoz), %5-10 sakkaroz (çay şekeri), % 2.3-2.7 protein, % 0.1-0.2 organik asitler ve % 0.1-0.35 arasında da mineral madde bulunduğu tesbit edilmiştir. Bu değerler bal arılarının, nektarlarını aldığı çiçeklerin veya salgısını aldığı bitkilerin durumuna göre az çok farklılıklar göstermektedir.

Balın bileşimi incelendiğinde %70-80 gibi büyük bir oranının şekerlerden oluştuğu görülür. Bunun en az % 65 veya % 60'ını (balın çeşidine göre) invert şeker denilen glikoz ve fruktoz, % 5-10" unu ise sakkaroz oluşturmaktadır. Sakkaroz hidroliz edildiğinde ise eşit miktarlarda glikoz ve fruktoza parçalanır. Acaba bu şekerlerin oranı bu şekilde nasıl ayarlanmaktadır? Zira dünyada çok sayıda yapılan bal analizlerinin sonuçlarına göre bu şekerlerin miktarlarında sınırlar belirlenmiş ve çiçek balları için invert şeker en az % 65, sakkaroz için ise en çok % 5 sınırı getirilmiştir. Salgı ballarında ise invert şeker en az % 60, sakkaroz ise en çok % 10 olarak kabul edilmiştir. İnsanlar tarafından yapılan bir müdahalede bu oranlar bozulmaktadır. Halbuki bal anlarının sindirim sisteminde sakkarozu parçalayıp glikoz ve fruktoza dönüştüren invertaz enzimi vardır. Bu enzim tamamen parçalanma meydana getirmeyip sakkaroz miktarını, % 5 veya % 10 oranında ayarlamaktadır. Diğer taraftan baldaki glikoz miktarı fruktozdan daima daha düşüktür. Fruktoz meyva şekeri (yani meyvelerde daha çok bulunduğundan) glikoz ise üzüm şekeri olarak (üzümde daha çok) bulunur. Diyelim ki bal arıları meyvelerin çiçeklerinden daha çok nektar aldığı için fruktoz daha çok olmaktadır. Ama salgı balı olarak bilinen çam balında da aynı durum söz konusudur. Eğer bunların miktarı birbirine eşit veya glikoz miktarı fruktozdan fazla olsaydı o zaman bal, sıvı değil katı bir madde olacaktı. Bulanık bir görünüm arzedecek ve albenisi de olmayacaktı. Yapılan araştırmalar göstermiştir ki balın glikoz oranı % 30'dan fazla olduğu zaman kristallenme meydana gelmektedir.



Diğer taraftan balın nem miktarının % 16-20 civarında ayarlanması da enteresandır. Bal arılan tarafından kanat çırpılarak kovanın içindeki balın neminin ortalama % 17 gibi bir değere düşürüldüğü ilim adamlarınca ifade edilmektedir. Eğer sıvı balın glikoz/nem miktarı = 1.7 ise bal uzun süre kristailenmeden kalmaktadır. Eğer bu oran 2.1 veya daha büyük ise bal kolayca kristallenebilmektedir. Nem oranının % 20'lerden daha yüksek değerlerde olması durumunda ise balda bazı mayalar hemen artacak ve glikoz-fruktoz şekerlerini fermente ederek balın renginde kararmaya sebeb olduğu gibi tad ve aromasında da bozukluklara yol açacaktır.

Baldaki diastaz enziminin hususi şartlarda belirlenen sayısı da bal için özel bir kriterdir. Bozulmuş veya değişik şekillerde taklit edilmiş ballar bu enzimin özel olarak tayin edilen sayısı ile ortaya çıkarılmaktadır. Mesela, tabii balların diastaz sayısı kabul edilen standartlara göre 8'den düşük olmamalıdır. Bundan daha küçük olan değerler o balın ya uzun süre bekletilerek tazeliğini kaybettiğini veya başka şekilde (nişasta şurubu gibi) sunî şuruplarla karıştırılmış olduğunu belirtir.


Kaynak:Sızıntı Dergisi 14.cilt Aralık 1992 Yazar:Dr. C.Kemal Sümbül



2 yorum:

İlhami Uyar dedi ki...

Sayın Altın,araştırdıkça yeni bilgiler bulunuyor arı ve arı ürünleri hakkında,Bursa Uludağ Üniversitesindeki sempozyumda Prof demiştiki bu kadar bilim adamı biraraya geliyor hala bilmediğimiz neler var bu arıların hakkında demişti,allahın lütfu yerken ona göre şükretmek lazım.Kolaylık ve başarı dileklerimle.

lingistis dedi ki...

Greetings!!!

We would like to inform you of a new bee blog…

“Melissologia H.B.F. the Blog”
http://melissologiahbf.blogspot.com/


which is intended for the Internet community in large... that is for all of us interested in bees. Here you will find the updated topics from bee blogs all around the globe. Needless to say that this blog is already included in our list!

Hope you enjoy “Melissologia H.B.F. the Blog”

http://melissologiahbf.blogspot.com/